Kardeş Masallar Projesi

Bir Varmış Bir Yokmuş كان ياما كان He Bû Tune BûJapon yazar Banana
Yoshimoto çocukluk ve çocuklukta alınan yaralarla ilgili şöyle der; ‘Kimse çocukluğundan yara almadan kurtulamaz. Herkes çocukluğunda itildiği, uzaklaştırıldığı bir anı ana rahminde bile olsa yaşamıştır. İşte bu yüzden çocuklarımıza, gelecekte bizim ebeveynlerimiz olacakmış gibi bakmalıyız.’
Amerikalı yazar Flanney O’Connor da ‘Çocukluğundan sağ çıkmayı başarabilmiş biri, gelecek hayatında kendine yetecek kadar bilgiye sahip olmuştur’ der.
Çocukların yaralarını sarmak üzere imdada koşan masallar, Kardeş Masallar Projesi ile üç dilde, Türkiyeli ve Suriyeli çocuklara aynı anda dokunarak Antakya, Urfa ve Mardin’de yolculuğuna devam edecek.

Masalın dili evrenseldir. Her kültürün kendine ait mitleri masal figürleri vardır. Paylaşılan duygular ortaktır. Farklı kültürlerden, dillerden gelen insanların ortak zeminde aynı dili konuşabilmeleri masalın iyileştirici, dönüştürücü, eğitici dili sayesinde sözlü, sözsüz paylaşılır, oyunlar ve yaratıcı dramanın süreç içindeki rolü etkindir. Didaktik olmadan çocukları doğalında sürece dâhil eder, deneyim sağlar, var oluşunu göstermesi için destekler. Sanatın “pisko-sosyal” desteğini bu süreç içinde çok rahat gözlemleyebildim. Üç yıldır aynı mahallede yaşayan bu çocuklar birbirlerine hem yakın hem uzaktı. Yetişkin dünyasının koruma ve kaygı kodları yerleşmiş, mesafeyi sürekli besliyordu. Bu önyargıları kırmak, çocukları yakınlaştırmak ve uyum sürecine dâhil etmek masalın birleştirici etkisi ile mümkün olabilir diye düşündüm. Yaklaşık 6 ders boyunca bu mesafe kapanmadı; Türkiyeli çocuklar bir tarafta Suriyeli çocuklar öbür tarafta, bir gün ekip çalışması sırasında ortak bir karakter yaratıp bunun hayali üzerine bir hikaye oluşturulması gerekiyordu. İşte o gün beraber çizdikleri ve boyadıkları, bir hikaye yarattıkları, MELEK ismini verdikleri hayali karakter bütün sınırları ortadan kaldırdı. Amaçları ve hedefleri bir olmuştu. O gün çok duygulandığımı ve derin bir nefes aldığımı çok iyi hatırlıyorum. Bunu oyunun, masalın sanatın birleştirici etkisi sağladı.

Sanat farklı kültürlerin, farklılıkların ortaya çıkmasını, kabul edilen bir zemine dayanmasını kolaylaştırır. Nedeni kendince naif, iyileştirici bir etkiye sahip olmasıdır. Hikâyeler mümkün olan tek büyüdür. Çünkü çektiğimiz acıyı hikâye olarak görmeye başladığımız an, ondan bir anlamda kurtuluruz. Bu topraklarda daha önce bu halklar birlikte yaşadı. Ortak masallar ortaya çıktı.
Tabi bir de çocukların kendi yazdıkları masallarda kendilerini bu masallar aracılığıyla hem anlattılar hem de hikâyelerini birbirleriyle paylaştılar. Bazen resim, bazen ritim, bazen de bedenlerini kullandılar. Birbirlerinin dillerini bilememelerine rağmen birbirlerini ilgiyle takip ettiler. Dünya çocuk hakları gününü birlikte kutladılar ve bir manifesto oluşturdular;

“Oyun Hakkı Çocuk Haklı.”
Hepsinin ortak fikri özgürlük, sevilmek ve oyundu…
Kardeş Masallar Atölyesi kapsamında annelerle de çalıştık. Beraber oyun oynamak paylaşmak üzerine… Toplum merkezlerindeki Suriyeli eğitmenlerle de eğiticinin eğitimi odağında atölyeler yaptık. Amacımız, bizim sahada bulunduğumuz süreçte oluşan birlikteliğin devamlılığına katkı sağlamak. Kardeş Masallar projesinin yürütüldüğü toplum merkezlerinde eğitmen olarak görev alan arkadaşlarımızla yaptığımız eğitmen eğitimlerinde yaptıkları işin hakkını veren bu azimli insanlarla iletişimin, anlatının gücüyle karşıdakine hitap edebilmek üzerine beraber düşündük, çalıştık. Böylece deneyim aktarımını sağlayabilmiş olduk.

Halk masalları çok renkliliği, olağanüstü çeşitliliği ve genellikle kötülüğü ortadan kaldırma çabası ile öne çıkar. Eğitsel ve öğreticidir. Kahramanla anlatıcı arasında bir bağ kurulur. Anlatı tiyatrosu sürecinde bir katılımcı, farklı bir sosyal çevre içinde anlatılanlarla kendi zihnindeki geçmiş ve gelecek arasında bir bağ kurup, anlatının tasvir ettiği dönemdeki yaşantılara ilişkin zengin kurgusal görüntüleri hayal dünyasında geliştirir. Zaman, olay ve anıları birbirleriyle ilişkilendirmeye başlamak anlatımı başlatır. Böylece anlatı ile sınıf içinde etkileşim ortaya çıkmaya başlar. Anlatma sürecinde dinleyen, anlatılanlarla kendi arasında bir ilişki kurar ve bu ilişkinin geçtiği tüm mekanları da zihninde canlandırır. Bu durum dinleyenin pasif görünümdeyken bile aktif olduğunun bir göstergesidir. Anlatıcı anlatır, gösterir; dinleyici hayal eder ve görmeye çalışır. Bu durum aynı zamanda sınıf içinde canlı bir iletişim sağlar; işte
bu süreç oyun, drama ve masal üçgeninde temellendirilerek oluşturulur. 12 günlük atölye sürecinde çocuklara ulaşmak, onların dünyalarına girebilmek benim için çok önemliydi. Biraz da olsa onları yaşadıkları sıkıntılardan uzaklaştırmak sahneyi onlara bırakmak, onların gözünden bakmak, anlamak, dinlemek için oradaydım, oradayım, orada olmaya devam edeceğim. Çünkü “Çocuk Her Zaman Haklı”

Kardeş
Masallar projesinin şimdiye kadar kat ettiği yolda en önemli yol arkadaşı
Hayata Destek Derneği oldu. Hayata Destek Derneği’nin Hatay, Şanlıurfa,
İstanbul’daki toplum merkezleri, ayrıca Diyarbakır Fidanlık Ezidi Kampı’ndaki
psikososyal destek atölyeleri Kardeş Masallar’ı birçok defa misafir etti. Bu
alanlarda Suriyeli, Iraklı, Türkiyeli; Türk, Kürt, Arap birçok çocukla el ele,
göz göze oturduk, masalın tılsımıyla oyunlar oynadık, söyleştik, eğlendik.
Onlara hikâyeler anlatırken, onların hikâyeleri de bana ulaştı. Sadece
acılarına değil, hayallerine, umutlarına, dirençlerine tanıklık etme şansım
oldu. Kardeş Masallar ile onların travmalarını aşmasına katkı yapmaya
çalışırken her tanışıklıkta ben de zenginleştim. Hayata Destek Evlerinin
çalışanlarının desteğiyle dil bariyerleri ortadan kalktı. Anlatıcının sesi aynı
anda başka dillerde yankılandı ve dinleyenlere ulaştı. Bu paylaşımla hep
birlikte gülümseyebildik.

Hayata Destek
ile tanışmam
ve projenin hayata geçirilmesi aslında birbirini takip eden süreçler. Burçak Arıkan
ile bir araya geldiğimiz bir dost meclisinde, kendimi heyecanlı
bir şekilde
Kardeş
Masallar hayalimi anlatırken anımsıyorum. Heyecanıma onun da eşlik ettiğini,
“bunu toplum merkezlerinde uygulayabiliriz” dediğini, projeyi yazmamı rica
ettiğini… O gece bende bir hayal gibi, yani benim için “hayaldi gerçek oldu.”
Hayata Destek ise kanatlarımızı renklendiren, arkamızdan esen güçlü bir rüzgâr
oldu, Kardeş Masallar’ın sesini yükselten itici güç oldu.

Gülümsemek, gülmek benim hikâyemde
en güzel varoluş sekli. Hayatımdan çocuk
kahkahaları hiç eksik olmasın… Emeği geçen herkese sevgiler.

ATÖLYELERDEN AKLA KAZINAN ANLAR

Beni etkileyen en önemli söylem, annelerden gelmişti. Bir evin üç hanımı, beni aldılar karşılarına, şöyle dediler; “Bizim karnımız doyuyor tamam ama ruhumuzun da doyması gerekiyor. Sayende bu oldu. Bize tekrardan kendimizi ve çocuklarımızı hatırlattın. Biz bir evde 3 aile beraber yaşıyoruz ve ben çocuğumla böyle bir zaman geçiremiyorum. Bu, bizim için çok değerli oldu.”

Çocuklarla yaptığımız çalışmada ise balon hikâyesi adını verdiğim çalışma aklıma kazınan bir anekdota konu oldu. Oyunda balon istediği yere gidebiliyor, ben de çocuklara soru olarak balonunuz nereye gitti diye soruyorum. Çocuklardan biri gözlerimin içine bakıp “hiç kimsenin olmadığı bir yere” demişti. Bu sözün üstüne boğazımın düğüm düğüm olduğunu hatırlıyorum. Aynı çalışmada balon yukarı gidiyor ve ben de soruyorum “yukarıda ne var, aşağıda ne var?” Çocuklar hep bir ağızdan cevaplıyor; yukarıda Sema, aşağıda Şeytan.

DENİZ SORUKLU EVREN KİMDİR

Oyuncu ve anlatıcı kariyerinde 20. yılına yaklaşırken bu zorlu fakat keyifli yolda birçok alanda birçok sorumluluk üstlendi.  Oyunculukla başlayan yolculuğunda, yaratıcı drama liderliği, story-teller, yönetmenlik, proje yöneticiliği ve iletişim eğitimi gibi farklı duraklarda deneyim biriktirdi ve paylaştı.

Sahne sanatları, gösteri yönetimi alanında lisans eğitimini aldı. Henüz öğrenciyken takip etmeye başladığı çeşitli atölyeler, kongre ve eğitimlerde akademik formasyonunu geliştirdi. Neredeyse 10 yıldır Ekol Drama Sanat Evi’nde aktif görev alıyor. Çocuk ve yetişkin grupları için yaratıcı drama eğitimi veriyor, iletişim odaklı çeşitli atölyelerin moderatörlüğünü  yürütüyor.

Kurumların talebi üzerine iletişim alanında eğitim modülleri barındıran çeşitli atölyelerin yöneticiliğini de yapıyor. İş Bankası Müzesi’nde “Beş Kuruşa Beş Hikaye” başlıklı anne, baba ve çocuklarla tasarruf atölyesi, Sabancı Müzesi’ndeki drama ve müze atölyeleri bu örnekler arasında. Son iki senedir, savaş travması yaşayan çocuklara seslenmeyi temel alarak ortaya koyduğu Kardeş Masallar Projesi’ni yürütüyor. Hayata Destek Derneği başta olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütleri ile işbirliği içinde yürütülen projede, masalın evrensel ve iyileştirici gücünü kullanarak hikaye anlatıcılığı ve iletişim atölyeleri yönetimini bir arada yapıyor. Ayrıca Borusan Contemporary’de de Hikaye Anlatıcılığı Atölyeleri yürütüyor.