İnsan Hakları ve İnsani Yardım: ‘Hak temelli’ çalışmak ne demek?

Bugün 10 Aralık, yani Dünya İnsan Hakları Günü. Bu sene 10 Aralık iki kat daha önemli – Fas’ın Marakeş kentinde düzenlenecek ‘Güvenli, Düzenli ve Devamlı Küresel Göç Anlaşması‘nda Birleşmiş Milletler’e üye devletler, göçün bir insan hakkı olduğunu kabul edecek ya da ‘sınırlarını koruma’ endişesine yenik düşerek önemli bir fırsatı kaçıracaklar.

İnsani yardım alanında çokça söylediğimiz bir şey, ‘hak temelli çalışmak’. İnsani yardım çalışanları olarak bunu işin doğrusu kabul eder, çalışmalarımızı ‘hak ve ihtiyaç temelli’ yürütebildiğimiz ölçüde başarılı sayarız. Dünya İnsan Hakları Günü’nde biraz irdeleyelim; nedir hak temelli çalışmak? Bunu anlayabilmek için insani yardımın kısa tarihine göz atmak yerinde olacaktır.

İnsani yardımın kökeni, Avrupa ve Kuzey Afrika’daki savaşlar esnasında Hıristiyan dünyanın diğer ülkelere yardımlar göndermesine dayanıyor. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası yapılan yardımlar, kıtaları aşarak uzak coğrafyalara ulaştırılıyor. Zaman içinde alanda profesyonelleşme, ilkelerin şekillenmesi süreçleri başlıyor; insani yardımın seküler bir nitelik kazandığı ve bunun hak temelli bakış açısını da beraberinde getirdiği görülüyor.

Bu ilkelerin nasıl ortaya çıktığına bakacak olursak; 1948’de Birleşmiş Milletler İnsani Hakları Bildirgesi, bunun yanında 1966 tarihli Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme imzalanıyor. Uluslararası Sözleşme’nin imzalanması, insani yardım literatür ve yaklaşımını da etkiliyor.  Özellikle insani krizler sonrası (doğal afet ya da çatışma) ülke değiştirmek zorunda kalan toplulukların yasal haklarına erişmekte çektikleri güçlükler ve bu hakların korunması/tahsis edilmesi gerektiği anlayışı önemli bir adımın atılmasına, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kurulmasına vesile oluyor. Bu sayede insani yardımın kapsamına giren ‘koruma’ faaliyetlerinin, hak temelli yaklaşımla insani yardımın merkezine çekilebilmesi sağlanıyor.

Sonraki yıllarda insani yardımın yapılış şekli ve etkileri uluslararası camia tarafından mercek altına alınıyor ve bir öğrenme süreci başlıyor. Çıkarılan dersler, 1994’e gelindiğinde ‘İnsani Yardım İlkeleri’ şeklinde resmiyet kazanıyor (The Code of Conduct for the International Red Cross and Red Crescent Movement and NGOs in Disaster Relief). ‘İnsani zorunluluk’ adı verilen yeni bir kavram ile, bir kriz sonrası insani yardım alma ve verme hakkı literatürümüze giriyor.

Kısa bir süre sonra da insani yardımda asgari standartların belirlendiği bir kılavuz olan Sphere (1997) kitabı çıkıyor. ‘İnsani Yardım Sözleşmesi’ adı altında ‘onurlu yaşam hakkı’ kavramı yüksek sesle dile getirilmeye başlıyor. Sphere kitabı, ‘insan onuru’ kavramının insani yardıma iyice yerleşmesini sağlıyor. İnsani yardım alanında hak temelli yaklaşımı net biçimde tanımlayan ve güçlendiren de Sphere standartları ciddi bir referans olarak alınarak, yaşam hakkı üzerine kurulan yeni dil oluyor.

Bugün insani yardım alanına baktığımızda, hak temelli bir kavram olan ‘koruma’ bu alanın ayrılmaz bir parçası olarak, hayli merkezi bir yerde bulunuyor. Artık insani yardımın tüm sektörlerinde (barınma, gıda, sağlık, eğitim, vb.) ‘korumanın yaygınlaştırılması’ önemli bir öncelik konumunda. Yerinden edilmiş tüm toplulukların hakları ve iyi olma halleri ‘koruma’ başlığı altında garantiye alınır hâle geldi.

Faaliyetlerini, İnsani Yardım İlkeleri’ne bağlılıkla, hak temelli yaklaşımlarla yürüten Hayata Destek Derneği olarak Dünya İnsan Hakları Günü’nde hatırlatmak isteriz: Tüm insanlık olarak paylaştığımız haklarımız, temel insan onurumuzun, insani değerlerimizin ayrılamaz bir parçasıdır. ‘Onurlu yaşam hakkı’ ile iç içe girmiş olan koruma prensipleri, farklı haklara gönderme yapıyor. Şiddetten korunma hakkı, güvenli yaşam hakkı, bilgiye erişim hakkı, şikayet hakkı, katılım hakkı bunlardan bazıları. 10-11 Aralık’ta Marakeş’te bir araya gelen dünya liderlerine vermek istediğimiz mesaj gayet açık: İnsan onuruna sahip çıkın ve bu fırsatı milyonlarca insanın hayatını değiştirmek için kullanın.

#BeraberBirGelecek #HepimizeİyiGelecek  #10Aralık #DünyaİnsanHaklarıGünü

*Yazının görseli: www.spherestandards.org

Sema Genel Karaosmanoğlu