Sosyal

Logos
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life3 hours ago
*Tartışma eksenimiz*

DR. MURAT GÜVENÇ: "Bizim normalimiz afet planlaması konusunu zora sokan bir durumda. Deprem konusunu 'Fay kaç parçada kırılacak, şiddeti ne olacak?' şeklinde tartışıyoruz. Fakat problem bunun çok daha ötesinde. Ve bunu tartışmadığımız sürece o jeolojik afetin risklerini çok daha yüksek düzeylere çıkarıyoruz. İşin sosyal ve ahlaki boyutları var ve bizim ‘iyi şehircilik,’ ‘yaşanabilir şehir’ diyerek tasarladığımız şehirde öncelikleri yeniden belirlemeyiz."

#17Ağustos #17Ağustos1999
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life3 hours ago
Gökhan Erkutlu & Murat Güvenç afet ve şehir planlamasını konuştu. (4/4)

DR. MURAT GÜVENÇ: Evet, toplum bu afetleri hatırlıyor, bir daha olmaması istediği bir şey gibi hatırlıyor ama bütün yapılanlar maalesef bundan uzaklaşmak için değil.

GÖKHAN ERKUTLU: Aslında afete odaklanıp deprem olacak diye, deprem olmaması için ya da deprem olduktan sonrası için bir plan yapabilmek için önce zaten kendi hayatımızla ilgili normalde yaptığımız pratikleri en azından diğer şehirlerdeki planlamayla örtüştürebilmek ve daha insancıl bir noktaya çekmek gerekiyor ki afet durumlarında yaşanacak ekstra durumlarda bunu tolere edebilecek bir şehre sahip olalım.

DR. MURAT GÜVENÇ: Sıkıntımız şu, bizim normalimiz afet planlamasını zora sokuyor. Biz 'normal'imizi akranımız metropolüne ne kadar yaklaştırabilirsek afet planlaması konusu bizde o kadar iyi olacak. Bu problemin birinci boyutu bizim gündemimizde yok. Biz sadece "İki parçada mı kırılır, tek parçada mı kırılır?" "İşte o kırılırsa 7,3 mü, 5,8 mi olur? Bu noktada herkes jeoloji mühendisi oldu ama problem bunun çok daha üzerinde.
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life4 hours ago
*İçme suyumuz*

GÖKHAN ERKUTLU: “Bir çocuğun okula servisle gitme süresi, çeşmeden akan suyun içilememesi bizim hayatımızda normalleştirdiğimiz şeyler. Bir afet yaşandığında İstanbul'a damacanalarla su gelmeyecek.”

DR. MURAT GÜVENÇ: “Eğer biz suyumuzu sadece temizlik amacıyla kullanabiliyorsak, o zaman afet anında 14 milyon insanın içme suyu ihtiyacını nasıl karşılayacağız problemi ortada duruyor.”

#17Ağustos #17Ağustos1999
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life4 hours ago
*Normalimiz*

DR. MURAT GÜVENÇ: “Otomobillerin parklarına ödediğimiz paralar, çocuk parklarına ayırdığımız paralardan çok daha yüksek. Okul otobüsleri dünyanın her yerinde var. Fakat dünyanın hiçbir yerinde bu, çocukların günün 1,5 saatini yolda geçirmesine sebep olmuyor. Okul seyahati 10 dakika, 15 dakika, bilemediniz yarım saatte bitiyor. Türkiye'de ise okul servisleri endüstri hâline gelmiş durumda. Refah düzeyi yüksek aileler dahi çocuklarının günde 1,5 – 2 saati yolda geçirmesinden rahatsız olmuyor. Halbuki bu, rahatsız olunması gereken bir şeydir. Kısacası, normal hayata uygun bir şehir kurmuyoruz.”

#17Ağustos #17Ağustos1999
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life5 hours ago
Gökhan Erkutlu & Murat Güvenç afet ve şehir planlamasını konuştu. (3/4)

GÖKHAN ERKUTLU: O zaman şunu anlıyoruz, şehrin planlamasında özellikle nüfusun desantralizasyonu yani nüfusun şehre dağılması çok önemli. Aslında afette görülecek yoğunlukların gündelik hayatımızda yaşanıyor olması, afet durumlarında çok ciddi sıkışmaların yaşanabileceği anlamına geliyor.

MURAT GÜVENÇ: Bizim gündelik hayatta deneyimlediğimiz zorluklar, afet zamanı deneyimlenmesi mümkün olan zorluklara işaret ediyor. Bunları azaltma konusunda çok fazla politikamız yok. Ve gündemde bu konuda tartışma da yok. Ben afet meselesinde, aslında iyi bir toplumsal yaşamı kurmadan, sadece afeti düşünmenin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Yani eğer biz 'iyi bir toplumsal yaşamı nasıl yapabiliriz' diyerek bir toplumsal öncelikler sistemine sahip olsak, bu sistem afet planlamasını çok kolaylaştıracak. Ama bunları hiç düşünmeden, sadece afet üzerinden düşündüğümüz zaman problemleri çözülebilir olmaktan çok uzak tutuyoruz. Bizim okul çağındaki nüfusun evden okula gitme sürecini düzenleme biçimimiz çok hastalıklı. Dünyanın her yerinde okul otobüsleri var. Amerika'da da var, sarı otobüsler geliyor, çocukları bir yerden alıp okula götürüyor. Fakat sizi temin ederim, hiçbiri bir günün 1,5 saatini çocukların sokakta, araçta geçirmesine sebep olmuyor. Okul seyahati 10 dk - 15 dk, bilemediniz yarım saatte bitiyor. Bizde böyle değil, okul servisleri endüstri hâline gelmiş vaziyette. Ve hâli vakti en yerinde hane halkları, çocuklarının gündelik hayatının diyelim ki 1,5 - 2 saatinin serviste geçmesinden hiç rahatsız olmuyor. Halbuki rahatsız olunması gereken bir şey. Çocuğun aksi hâlde oynayacağı, sosyalleşeceği, kitap okuyacağı zamanı biz trafikte, dar bir yerde geçirmesine sebep oluyoruz. Bu küçük örnek bile, bizim çok sevdiğimizi iddia ettiğimiz çocuklara sağladığımız yaşam kalitesinin ne kadar düşük olduğunu gösteriyor. Ve bunu tartışmadığımız sürece bu problemi çözemeyiz. Otopark meselesine girdiğimiz zaman 7-8 metre genişliği olan bir sokağın üzerine 15 katlı bina yapıyoruz. Otopark ihtiyacını sokakta karşılayamadığımız için bütün parsellerin altını 2 katlı kapalı otoparklar hâline getiriyoruz. Güzel, binaların otoparkları parsellerin altında olsun. Ama bunu yapabilmek için binadan daha büyük alanı otopark alanı olarak kullanıyoruz. Sadece ağaç kalmadığı gibi, bizim parselimiz dışındaki ağaçların köklerini kesiyoruz. Yani ben kendi parselimi 3 kat indirebilmek için komşunun ağaçlarının köklerini kesiyorum ve sonra da bütün ağaçlarımız çürük diş gibi kalıyor, ilk fırsatta da devriliyor. Buradaki problem: biz normal bir hayata uygun bir şehir kurmuyoruz. Normal bir hayata uygun kurulmamış olan bir şehir, fevkalade bir durum olan deprem anında inanılmaz derecede kırılganlaşıyor.
Depremi ciddiye almamız çok önemli, yaşamsal bir şey ama buradaki problem ondan daha da vahim. Bizim deprem kadar fevkalade olmayan boyutları da dikkate almamız gerek. 'Sürdürülebilirlik' meselesi Türkiye'nin gündeminde yok, herkesin tartıştığı 'karbon ayak izi' burada tartışılmıyor. Suyun içilebilir olması hiç bizim tartıştığımız bir şey değil. Ama dünyanın birçok metropolünde su içilebiliyor. Niye? Bizde bütün aileler içilebilir su için ayda 100 TL'ye yakın para veriyor, hem de ne kadar sağlıklı olduğunu bilmediğimiz damacanalar için.

GÖKHAN ERKUTLU: Bunlar aslında, okula servisle gitme süresi ya da çeşmeden akan suyun içilememesi, bizim hayatımızda normalleştirdiğimiz ve fark etmediğimiz şeyler ve fevkalade bir durum olduğunda, bir afet olduğunda damacanalarla su gelmeyecek İstanbul'a, çeşmeden akan suyu zaten içemiyoruz...

MURAT GÜVENÇ: İçilebilir nitelikte bir su sistemi, bir afet anında kırılgan olsa bile insanların su içme ihtiyacını kısmen de olsa karşılar. Bizim sistemizde su, içilebilir nitelikte değilse, biz onu sadece temizlik amacıyla kullanıyorsak, o zaman afet anında 14 milyonun içme suyu ihtiyacını nasıl karşılayacağız problemi ortada duruyor.
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life
Hayata Destek Derneği /Support To Life10 hours ago
3. Hayata Destek yogası için bu sefer Anadolu yakasında buluşuyoruz. Yarın sabah, 9'da kendi doğasını keşfetmek ve hayata destek olmak isteyenleri, Özgürlük Parkı'na bekliyoruz!

Şuradan etkinliğe katılın: https://goo.gl/QsuH9s
🙆🏻‍♂🙆🏼
Logos
3 hours ago
MG: Doğru tartışmadığımız sürece afetin risklerini daha yüksek düzeye çıkarıyoruz. Tasarladığımız şehirde öncelikleri yeniden belirlemeyiz.
3 hours ago
MURAT GÜVENÇ: Deprem konusunu 'Fay kaç parçada kırılacak, şiddeti ne olacak?' şeklinde tartışıyoruz. Fakat problem bunun çok daha ötesinde. https://t.co/lEk8xHwi4x Support2Life photo
4 hours ago
MG: Suyu sadece temizlik için kullanabiliyorsak, afet anında 14 milyonun içme suyu ihtiyacını nasıl karşılayacağız problemi ortada duruyor.
4 hours ago
GE: Çeşmeden akan suyun içilemiyor oluşunu biz hayatımızda normalleştirdik. Oysa bir afet olduğunda İstanbul'a damacanalarla su gelmeyecek. https://t.co/4PdFi2dsio Support2Life photo
4 hours ago
Gökhan Erkutlu ve Dr. Murat Güvenç afet ve şehir planlaması arasındaki ilişkiyi konuştu (3/4) ➡ https://t.co/DMv6jeACDh @gerkutlu @hmguvenc
4 hours ago
MG: Kısacası, normal hayata uygun bir şehir kurmuyoruz. Dolayısıyla afet anına hazırlıklı da olamıyoruz. #17Ağustos1999
Logos
544 posts
1,413 followers
210 following
3 hours ago
  • 15
  • 0
4 hours ago
  • 18
  • 0
4 hours ago
  • 13
  • 0
9 hours ago
  • 23
  • 0
1 day ago
  • 25
  • 0
1 day ago
  • 41
  • 0

Bültenimize Üye Olun