#SalgındaHayataDestek

Meryem, pandemide 3 çocuğuyla beraber sağlıklı kalmaya çalışan genç bir mülteci kadın. Bir başka genç kadın, Şanlıurfa ekibimizden Dilek Latifeci, pandemi koşullarında onun ve başkalarının yaşadıklarını ve bir insani yardım çalışanı olarak deneyimlediklerini bizlerle paylaşıyor.

Ben Dilek Latifeci. 2018’den bu yana Hayata Destek Derneği Şanlıurfa bireysel koruma ekibinde sosyal çalışmacı olarak görev yapıyorum. Almanya merkezli insani yardım kuruluşu Diakonie Katastrophenhilfe’nin uygulayıcı ortağı olarak, yürüttüğümüz proje kapsamında temel amacımız, kırsalda yaşayan mülteci nüfusun yaşam standartlarını arttırmak, hak ve hizmetlere erişimlerini sağlayarak topluma etkin katılımlarını desteklemek. Proje faaliyetleri Avrupa Birliği tarafından Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları aracılıyla finanse ediliyor. Destek olmaya çalıştığımız kesim toplumun belki de en kırılgan katmanı; dezavantajlı konumda olan kadınlar, erkekler, yaşlılar, engelliler, korunmaya ihtiyacı olan çocuklar, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakılmış bireyler, yasal statü edinememiş kişiler… Bu kişilerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yürüttüğümüz süreç, ‘koruma çalışmaları’ olarak adlandırılıyor.

Koruma çalışmalarımıza ve müdahale süreçlerimize başlarken ilk adım, danışanlarımızın sorun ve ihtiyaçlarını tespit etmek oluyor. Bireysel görüşmeler yapıyor ve sorunlarına çözüm bulmak için kendilerini vaka ofisimize davet ediyoruz. Esasında amacımız, sunduğumuz destekle kişilerin kendi ayakları üzerinde daha emin durabilmelerini, problem çözmede yetkinliklerinin artmasını sağlayabilmek. Fakat Mart 2020 itibarıyla pek çok şey değişti. Nedeni herkesin malumu, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi...

Salgın önlemleri devreye girip de herkese evlere çekilme çağrıları yapıldığı andan itibaren biz de, koruma alanında faaliyet yürüten insani yardım çalışanları olarak yeni dönemin ihtiyaçlarını gözlemlemeye başladık. Artık yeni bir ‘normal’ tanımlamak ve danışanlarımız olan dezavantajlı kesimlerin değişen ve artan ihtiyaçlarına cevap verebilmek zorundaydık.

İhtiyaç Sahiplerine Ulaşmanın Yaratıcı Yolları

Mekan-bağımsız çalışma yönteminin çalışma hayatımıza girmesiyle birlikte yüz yüze yaptığımız görüşmeler yerini çevrimiçi telefon görüşmelerine bıraktı. İhtiyaç tespiti amacıyla yaptığımız hane ziyaretlerinin tamamen durması nedeniyle, beyan odaklı bir değerlendirme yöntemiyle karşı karşıya kaldık. Mesafelerin danışanlarımızla aramızdaki güven bağını olumsuz etkileyeceği endişesinden gün geçtikçe sıyrıldım. Aksine bu güven ilişkisi derinleşti, insanların bu süreçte sorunlarını daha açıklıkla dile getirdiklerini fark ettik.

Temel İhtiyaçlar Mı Kalıcı Geçim Kaynakları Mı?

Mülteciler hâlihazırda dezavantajlıyken üstüne bir de pandeminin ve hızla değişen sosyal politikaların yol açtığı olumsuzluklar eklenmişti. Birçoğu gündelik/düzensiz işlerde, yevmiyeyle çalışarak geçimini sağlayan danışanlarımızın sokağa çıkma yasakları ve ülkedeki ekonomik darboğaz sebebiyle işsiz kaldıklarını çok net gözlemleyebildik. Tam da bu noktada, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan yaklaşık 400 danışanımıza nakdi yardım desteği sağladık. Fakat biliyoruz ki sosyal yardımlar, sürdürülebilir değil ve kriz odaklı. Danışanlarımızın daha uzun erimli iyileşme ve güçlenme imkânları, geçim kaynaklarına ulaşmalarıyla mümkün, farkındayız. Ancak yerelde zaten kısıtlı olan iş imkânları, pandemi nedeniyle daha da azalınca, danışanlarımızın en azından temel ihtiyaçlara erişimini mümkün kılabilmek istedik.

Evdeyiz Ama Hepimiz Güvende Miyiz?

Deneyimlediğimiz diğer bir zorluk da, hanelerin içinde yaşananlara etki edebilmekle ilgiliydi. Herkesin zamanını büyük oranda evlerinde geçirdiği salgın döneminde, ‘ev’ bazıları için güvenli alan demek değildi. Endişe verici bir eğilim gözlemledik: artan sosyo-ekonomik sorunlar, toplumsal cinsiyete dayalı şiddette artışa işaret ediyordu. Danışanlarımızla birlikte oluşturduğumuz güvenlik planları ve hukuki danışmanlık desteğiyle kadın danışanlarımızı desteklemeye çalıştık. Oldukça önemli de bir yol kat etmeyi başardık, ancak vakaları tespit etmenin ve kişilere ulaşmanın böylesine güç olduğu bir dönemde bizimle iletişime geçemeyen çok sayıda kadın olduğunun da bilincindeyiz.

Eğitim Ve Sağlık Hizmetleri Ulaştırmak

Ve elbette eğitim konusu… Örgün eğitimin yerini uzaktan eğitimin almasıyla, eğitim materyallerine talep de arttı. Uzaktan eğitime nasıl erişilebileceğine ilişkin bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra, ihtiyaç sahibi çocuk danışanlarımıza eğitime devam edebilmesi için elzem olan eğitim malzemelerini içeren paketler ulaştırdık. Danışan, meslek elemanı ve destek ekipleri işbirliğinde teslim ettiğimiz bu paketler, ekip ruhunun önemini de bize bir kez daha hatırlatmış oldu.

Sağlık sistemlerinin kapasite yetersizliği, özel gereksinime ihtiyacı olan danışanlarımızı da olumsuz etkiledi. Mülteciler sık sık tercüman yetersizliği sebebiyle sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşıyordu Bu süreçte kamu ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla iletişimimizi artırarak, uzaktan da olsa danışanları kaynak ve fırsatlara ulaştırmaya çalıştık.

... Ve Açılan Yeni Kapılar

Bu süreç, içinde barındırdığı tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen, danışanlarımızın hayatına dokunabildikçe her şeyin nasıl da değiştiğini göstermesi açısından çok da değerli oldu. Pandemi sürecinde bir gün, Şanlıurfa bilgi-destek telefon hattımıza bir arama geldi. Telefonun ucundaki genç bir mülteci kadındı. Hızlı hızlı anlatıyordu: ‘’İl Göç İdaresi tarafından Sivas’a geri dönmemiz gerektiği söyleniyor. Ben sizi aramadan gitmek istemedim, gidemedim... Şehir dışına çıkma yasağı var. İstesek de gidemiyoruz, gitsek de orada kalacak yerimiz yok, burada da kayıtlı değilim, hiç kimse destek sağlayamıyor. Kucağımda bebek, elimde iki çocuk, her yerde hastalık…’’ En umutsuz olduğumuz zamanlarda açılan yeni kapılar değil midir yolumuzu aydınlatan? İşte bu telefon konuşması, üç çocuğu ile birlikte ekonomik zorluklar sebebiyle Sivas’tan Şanlıurfa’ya gelmiş olan 34 yaşındaki Meryem için o zor dönemde açılan yeni kapı oldu. Hayata Destek koruma ekibi olarak vakayı hızla ele aldık. Meryem ve çocuklarının geçici koruma kaydını Şanlıurfa’ya taşıyarak bebeğine kimlik çıkardık. Ardından Meryem’i gelir elde edebileceği temel geçim kaynaklarına yönlendirdik. Bir kadın ve üç gelecek, yeni bir hayatın basamaklarını tırmanıyorlar şimdi… Meryem, bu zorlu dönemde hayatına destek olduğumuz danışanlarımızdan yalnızca biriydi. Mart ayından bu yana karşılaştığımız tüm zorluklara, yorgunluklara göğüs gererek çalışma azmimizi canlı tutmamızı da işte böyle hikayeler mümkün kıldı.

Bugünlerde pandeminin ikinci dalgası baş göstermişken, tüm bu süreçte edindiğimiz tecrübeleri etkin bir şekilde kullanarak başta kendimiz, ardından desteklediğimiz kişilerin iyilik hâlini artırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Tek bir kişiyi dahi arkada bırakmamak için…

 

Dilek Latifeci
Hayata Destek Derneği
Şanlıurfa / Sosyal Çalışmacı

Arşiv

Bültenimize Üye Olun
crossmenuchevron-downarrow-left