Son dönemde yaşanan olaylar çocukların dünyasını derinden etkiledi. Ülkece yaşadıklarımız çocuklara çocukluklarını özgürce ve güvende yaşayabildiği bir dünya sunmanın yolunun çocuk haklarını doğru anlamak ve çocuklara haklarını teslim etmekten geçtiğini bir kez daha hatırlattı.
23 Nisan’ı bu yıl oldukça ağır bir gündemle karşılıyoruz. Okullara taşınan şiddet haberleri, çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal güvenliğinden duyduğumuz endişeyi arttırdı. Oysa bütün çocuklar, güvenli bir ortamda yaşama ve eğitime erişme hakkına sahiptir; ve çocuklar çocukluklarını ve okul hayatını güvenle sürdürebilmelidir. Bunun yanında okul dışındaki zamanlarda spor, oyun, sanat ve bilim odaklı psikososyal çalışmalarla fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak desteklenmek yine bütün çocukların ihtiyacıdır. Şiddetsiz bir topluma ancak böyle erişilebilir. Güvenli okullar ve şiddetsiz bir toplum için sorumluluk, yalnızca bir kesime değil toplumun tüm bileşenlerine aittir.
23 Nisan’da hatırlamamız gerekiyor ki, güvenli eğitim hakkı, yalnızca yükseltilen okul duvarları ya da ders kitaplarıyla tanımlanamaz; çocuğun yaşamının bütününü kapsar. Bu nedenle çocukların çocukluklarını özgürce yaşayabilmesi, sağlıklı büyüyebilmesi ve şiddetin türlü biçimlerinden korunabilmesi; hepimizin, tüm yetişkinlerin ortak sorumluluğudur. Tam da bu yüzden 20 seneyi aşkın süredir çocukların çocukluklarını özgürce yaşayabilmeleri ve haklarına erişebilmeleri için sahada çalışan bir insani yardım derneği olarak hatırlatmalarda bulunmak istiyoruz.
Güvenli eğitim hakkı, hem okul ortamlarını hem de çevrimiçi alanları kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Öğrenmeye erişimi kolaylaştıran, yaratıcılığı destekleyen ve kendini ifade etmenin yeni yollarını açan dijital ortamlar; siber zorbalık, dijital dışlama, ekran bağımlılığı, tehdit ve mahremiyet ihlalleri gibi çocukların ruh sağlığını, özgüvenini ve aidiyet duygusunu zedeleyen yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Son 10 yılın küresel verileri ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın 6 bini aşkın öğrenciyle yaptığı bir araştırma, dijital şiddetin, çevrimiçi zorbalığın artık çocuklar ve gençler arasında en yaygın şiddet türü olduğunu gösteriyor ve çocukların iyi olma hâlini destekleyen bir eğitim ortamı için koruyucu ve güçlendirici mekanizmaların ihtiyacını ortaya koyuyor.
Çocukların güvenle büyümesi için fiziksel güvenlik yeterli değil. Sınıf içi ilişkileri güçlendirmek, öğretmenleri ve ebeveynleri psikososyal açıdan desteklemek, dijital ortamlarda da çocuklara rehberlik etmek önemli… Biz, yıllardır afet bölgelerinde ve krizler sonrasında çocuklarla çalışan bir ekip olarak şunu gördük: Çocuklar tüm zorluklara karşın umut verici bir dayanıklılık gösteriyor. Ancak bu dayanıklılık, kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Güvenilir yetişkinlerin varlığında ve rehberliğinde, dinlendiklerini ve anlaşıldıklarını hissettiklerinde, haklarını öğrendiklerinde açığa çıkıyor.
Hayata Destek olarak kalıcı iyileşmenin ancak çocuk haklarını merkeze alan bir anlayışla mümkün olduğuna inanıyoruz. Çocukların çocukluklarını özgürce yaşayabildiği, güvende büyüdüğü ve nitelikli eğitim aldığı bir dünya hedefiyle çocuk haklarının hayata geçirilmesi için çalışmayı sürdürüyoruz ve sizi yanımızda görmekten memnuniyet duyuyoruz.
Yazıyı okuduğunuz ve buraya kadar geldiğiniz için teşekkürler. Şimdi hazır buradayken hayata destek olabilirsiniz.










