Şanlıurfa ekibimizden Sevda Çimen 12 Haziran’da ne gerektiğini hatırlatıyor: Bir çocuğun çalışmak zorunda kalmadığı bir dünya, ancak yetişkinler güvenli ve insana yakışır çalışma koşullarına sahip olduğunda mümkün.
Yaklaşık 8 yıldır Şanlıurfa’da ruh sağlığı ve psikososyal destek kolaylaştırıcısıyım. Mevsimlik tarım bölgelerinde, kırsal mahallelerde, geçici yaşam alanlarında dezavantajlı topluluklarla çalışıyorum.
Hayata Destek Derneği olarak yıllardır farklı illerde çocuk işçiliğinin önlenmesine katkı sunuyoruz. Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinin yoğun olduğu bölgelerde çocukların korunması, eğitime erişimlerinin desteklenmesi ve ailelerin güçlendirilmesi için çok yönlü faaliyetler yürütüyoruz.
Tarlalarda, sanayi ve tekstil atölyelerinde uzun saatler geçiren ya da ev içi görünmez emek yükünü taşıyan binlerce çocuk var. Bu çocuklar yalnızca yaptıkları işlerle değil, kaybettikleri fırsatlarla da mücadele ediyor.
Bir etkinliğimizde sorduğumuz ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun? sorusuna uzun süre sessiz kaldıktan sonra bir çocuk şu yanıtı vermişti: ’Ben oyun öğretmeni olmak istiyorum.’
Bir başka etkinliğimizde çocuklardan kendilerini bir renk ile ifade etmelerini istemiştik. Bir çocuk ‘ben griyim’ demişti. Sebebini sorduğumuzda ‘Çünkü kimse beni fark etmiyor’ cevabını vermişti.
FARK ETMEDEN
Bir çocuğun eğitim hayatından kopuşu, gerçekten de yavaş ve fark edilmeden gerçekleşebiliyor. Birkaç gün devamsızlıkla başlayan süreç, mevsimlik göçler, ekonomik zorluklar veya ev içindeki sorumlulukların artmasıyla kalıcı okul terkine dönüşebiliyor.
Bir çocuğun çalışmak zorunda kalması yalnızca ekonomik bir mesele değil; çocuklar eğitim alma, oyun oynama, dinlenme, kendi potansiyeline ulaşma ve güvenli bir ortamda büyüme hakkına da sahip.
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü çocukların bu haklarını hatırlatmak için önemli bir fırsat sunuyor. 2026 yılının küresel teması ise bu çağrıyı güçlü bir şekilde dile getiriyor: “Çocuk İşçiliğine Kırmızı Kart: Çocuklar İçin Adil Oyun, Yetişkinler İçin İnsana Yakışır İş”
Bu slogan çocuk işçiliğinin arkasındaki yapısal nedenlere de dikkat çekiyor. Çünkü çocuk işçiliği çoğu zaman yoksulluk, güvencesiz çalışma koşulları, eğitime erişimde yaşanan engeller ve sosyal koruma mekanizmalarındaki eksikliklerle yakından ilişkili. Bu nedenle çocuk işçiliğiyle mücadele, yalnızca çocuklara yönelik değil, aileleri ve toplumu da kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor.
KAPSAYICI BİR MÜCADELE
Hayata Destek Derneği olarak, bu bütüncül yaklaşımı gözetiyoruz. Yalnızca çocuk odaklı değil, aile ve toplum temelli bir yaklaşım benimsiyoruz. Ailelerle görüşmeler, farkındalık çalışmaları ve yönlendirmeler sayesinde ebeveynlerin çocuk hakları konusunda farkındalıklarının artmasını sağlıyoruz. Bu bağlamda kapsayıcı ve hak temelli çözümlerin güçlendirilmesi için kamu kurumları, sivil toplum ve özel sektöre yönelik kapasite geliştirme eğitimlerine de önem veriyoruz.
Çocuklarla düzenlediğimiz etkinliklerde ise benlik saygısı ve duyguları anlamanın yanı sıra sosyal becerileri geliştirecek etkinlikler düzenliyoruz. Kız çocukları ve oğlan çocukları için ayrı ayrı güçlendirme çalışmaları, ihtiyaçlarına yönelik drama etkinlikleri, takım oyunları, spor faaliyetleri gibi çocukların kendilerini güvenli bir ortamda ifade etmelerini destekleyen faaliyetler yapıyoruz.
Bu etkinlikler çocukların sosyal ilişkilerini desteklemek, stresle baş etme becerilerini geliştirmek ve dayanıklılıklarını artırmak için de önemli fırsatlar sunuyor.
Sahada yürüttüğümüz çalışmalar bize gösteriyor ki; çocuklar kendilerini ifade edebilecekleri güvenli alanlara eriştiklerinde büyük bir değişim yaratabiliyorlar.
Bir çocuğa iş aleti değil kalem, yük değil umut, sorumluluk değil oyun yakışır. Üretimin fark edilmeyen emekçileri değil, hak sahibi bireyler olarak büyümeleri için çocuk işçiliğine kırmızı kart gösterelim.
Sevda Çimen / MHPSS Kolaylaştırıcısı
Viranşehir, Şanlıurfa
Yazıyı okuduğunuz ve buraya kadar geldiğiniz için teşekkürler. Şimdi hazır buradayken hayata destek olabilirsiniz.










